AHISKA , AHİLKELEK  FOLKLORU  Ahıska  Türkleri, Gürcüstan SSR'nın Meshet-Cavaheti mahallının Adıgün, Ahısga, Aspindza, Ahalkalaki, Bogdanovka ve başga rayonlarında yaşamış, 1944'üncü ilin 14 noyabrında öz doğma Veteninden sürülmüş ve hal-hazırda Orta Asiya, Gazahistan, Azerbaycan ve Rus SSRF'nun mühtelif yerlerinde yığcam halda yaşayan Türk topluluğudur. 


Sosialist emeyi gehremanı Mövlud Bayragdarovun melumatına göre , sürgün olunarken sayı 110 minden çoh olan, geyri resmi hesablamalara göre , indi ölkemizde sayı yarım milyona çatmış bu halgın bir çoh nümayendeleri yığcam gruplar şeklinde  respublikamızın Saatlı, Sabirabad, Beylegan, Haçmaz, Guba ve diger rayonlarında tam hüguglu vetendaşlar kimi yaşayırlar.lakin Azerbaycanlıların  ve Türkiyelilerin her ikisine eyni derecede yahın olan Sovet Türklerinin tarihi, dili, orijinal maddi ve menevi medeniyyeti bu vahte geder , demek olar ki, getiyyen öyrenilmeyib. Sovet Türkleri...yahıh vehtlere geder  bu acı taleli  halgın adını tutmag , misilsiz derdini açmag yasag idi... 

Gedim yurdundan - ulu dağlardan , serin meşelerden, dibsiz derelerden dehşetli derecede gefil ve amansızcasına  goparılmış yalguzag sehralara atılmış bu halgı Stalin-Beriya irticasına dayanan milli şovinizm azablı mehve düçar etmişdi. Bu facienin bütün  dehşetlerini tesvir etmek üçün , Sovet Türklerinin menevi atası Mövlud Bayragdarovun hele çap olunmamış mektub ve hatirelerinde  deyildiyi kimi , bir çoh cildler yazmag gerekdir. 

 

Lakin bu zehmetsever, müdrik halg tehgir ve azablara cine gerdi, sınmadı, ezilmedi, yad torpaglara sepelenib erimedi, öz facienin üzüntülü emosional kabusdan real ictimai probleme çevrile bildi. En esası, od-alovdan keçen türkler yalnız öz fiziki varlığının hayına galmadı, hem de ruhunu, menevi bütövlüyünü goruya bildi. Nurani dedeler, neneler yaddaşlarını sanki daha da itileşdirdiler, zamanın acığına ömürlerini bir geder de uzatdılar ve halgın meneviyyatını yaşadan müdriklik hezinesini -eski sözleri, türkü ve şarkıları, regs ve adetleri gorudular, yeni nesillere ötürdüler. 


Dünyanın en böyük derdi olan vetensizlik derdinden , azman Veten hesretinden yeni sözler, türküler, şarkılar doğdu.gara hesretin derinliyile adamın içini göyneden bu eserler bütün ölkeye sepelenmiş halgı birleşdirdi, mügeddes menevi çırağı sönmeye goymadı !- hesret ve  hiddet İnam ve  Mehebbeti eze bilmedi ! 

 

Aşıg Şenliyin, Molla Mehemmed Sefilinin, Derviş Eleminin, Firaginin, Topçuoğlunun, Emrahın, Sefil Kamil'in, Zülelinin, Sümmaninin, Ömerin, Muradın, Necefin, Şavginin, Mürtaz Dedenin, Kibar Dedenin, Abdulmöhsün Dedenin, Sekine Nenenin altun kelmeleri, Davulcu Merdalının, zurnacı Mehrinin, zurnacı Emirşahın, davulcu Şahbazın, zurnacı Şahmerdanın, Müdir, Mikayıl, Yunis, Zülfügar, Letif kimi senetkarların yanıglı türkü ve şarkıları halgın menevi varlığını goruyan esas amillerden oldu. hele 30-uncu illerde teatrlar yaratmış, yüzlerle mektebi, 4 teknikumu, 2 müellimler institutu, partiya mektebi olan (M. Bayragdarovun 14 noyabr 1956'ncı il tarihli, esli gızı Nuriyye Hanımda sahlanan mektubundan), Ömer faig Ne'manzade, Eli Sebir, Mövlud Bayragdarov, Abuzer Bayragdarov, Seadet Gülehmedova, Bekir Mustafayev, Bedir Muradov, Rza Bayragdarov, Cavad Koçiyev kimi şehsiyyetler yetirmiş bir halg, halg kimi öz varlığını gorudu. 


Ağsaggalların sesine Halid Taştanov, Cabir Halilov, Eli Semedov, Uravelli Zeynul, Şahismayıl Dursunov, İsrail Ulufanov, Faig Mamahov, Goçeli Letifov, Seyfeddin  Memmedov , Sabir Celilov kimi cefakeş ziyalılar ses verdi. 

Uzun müddet Saatlı rayonunun Oktyabrabad kendinde Azerbaycan Dili ve Edebiyyatı müellimi işlemiş , indi hemen kendin medeniyyet evinde bedii rehber kimi çalışan , asl maarifçi ziyalı, müellim, alim-şair Cabir Halilovun "Veten", "Hesret", "Bir Şekil Çekem", "Bizim Dere", "Hoş Görüşdük" kimi şe'rleri, nadir iste'dadlı müğenni Müdirin keder dolu şarkıları bu ziyalıların, bütövlükde Sovet Türklerinin ovgatını yahşı ifade edir. Müdirin türkülerinden birinde deyilir: 

Nerde galdı o Zediban Deresi ? 

Eşidilmez suralın şerşeresi, 

Yeşil, gözel Azgurumun meşesi, 

Gel, dönelim o yerlere, Arkadaş ! 



Bu vetenperverlerin, ümumiyetle, bütün Sovet Türklerinin en böyük arzuzu hemvetenlerinin bir halg kimi öz doğma yurduna gayıtması, bu halgın dili, folkloru, etnografiyası haggında kitapların neşr olunmasıdır. - aşkarlıg, Yenidengurma, Demokratiya, onların bu yahınlardakı növbeti müracietlerine partiya ve dövletimizin ali organlarının ümidverici cavabları bu mügeddes arzunu inama çevirir. 

Sovet Türklerinin zengin folkloru var. Bu hezinenin toplanılması, tedgigi, neşre hazırlanması ile bu vahta geder sistemli şekilde demek olar ki, heç kim meşgul olmayıb. Çapa tegdim etdiyimiz nümunelerden göründüyü kimi, son derece orijinal ve elvan olan Türk folklorunun toplanılması, öyrenilmesi ve çapını elmi şekilde teşkil etmek mügeddes vetendaşlıg borcu kimi garşımızda durur. 

...Ana Kür öz menbeyini Türk göyleri uyuyan gardaş dağlardan götürür ve uzun yollar geçerek Hezere govuşur. Sovet Türklerinin min illerle cilalanmış söz seneti nümunelerinin ilk defe mehz Hezer sahilindeki gardaş şeherde çap olunması da tebietin bele gedişatı kimi ganunauygundur. 

ESKİ SÖZLER 

Ayın  on beş günü karanluh olsa da, on beş günü aydınluhdur. 

Atın izi itin izine karışmaz. 

Anasının sevgüli oğli çoban olurmuş. 

Ağzan sığari luhmayi al. 

Arasan, bulursun. 

Ana kimi yar olmaz, veten kimi dövlet-var. 

Azan kuşun ömri az oliyer. 

Ayvaz - gessep hep bir hesap. 

Bize de bir gün doğar. 

Bir gelen bir daha gelür, sabır et.

  Buynuzsuz koçun hahi buynuzlu koçda kalmaz.

  Bir insan ateş olursa da, dünyayi yahamaz.

  Başhasının çaruğini geyan tez açınur. 

Bismillah demeynen domuz bostandan çıkmaz.

  Boğulsam da , böyük suda boğulem. 

Bir köçmah- yüz talanmah. 

Bazısi arar-bulamaz, bazısi bulur - yiyamaz. 

Veten, Veten deyip sızladı yürek.

  Veten hesreti çekdem - gözlerime kan geldi. 

Vetenime kovuşdum - cesedime can geldi. 

Koçun buynuzu koça ağırluh  etmez. 

Evden köçen - ev geder yıhılur, kövden köçen - köv geder yıhılur. 

Yumurtanın sarısından pay oman cehennemluh olurmuş. 

Keşe taşi yapiden düşmez. 

Kohulsuz sevmenin gözsüz oğli olur. 

Camiden de kaldi , medreseden de. 

Zorun var ise, zurnacibaşi ol. 

Hem suçli, hem güçli. 

Tava deluh, tas deluh, bu da geldi üsteluh. 



MANİLER 

GERİB GUŞLAR ÖTENDE 

Elimde sekkiz para,  Dördü ağ, dördü kara,  Açem yüregimi, bah  Altı kan, üstü yara.

  Dertliyim, dereliyim,  Yürekden paraliyim,  Ağaclar çiçek açdi,  Gene ben yaraliyim. 

Tağlari karladiler,  Yolari bağladiler,  Bu yeri halta kimi  Boynuma bağladiler. 

Tağdan hürkütdüm kurdi,  Atım perledi durdi,  Çıhdım, Veten görünmez,  Yıharım bele yurdi. 

Furun üstüne kürek,  Gene of çekdin, yürek,  Her derde ki, dayandın,  Buna da dayan görek. 

Çarşide herkiler var,  Herge bir gün gederler,  Yıhılacah Veteni  Belemi terk ederler? 

Keribem bu Vetende,  Kerib kuşlar ötende,  Gövlüm göyercin oldi,  Duymuyer yad Vetende. 

Sari çit, sari yaha,  Yoruldum gaha-gaha,  Kaş-kirpigim ağardi,  Yollara baha-baha. 

Armud dalda, dal yerde,  Bülbül ötmez her yerde,  Gelegin gaydasidur,  Her birimiz bir yerde. 

Bu tağın ardi haş-haş,  Dili bülbülli kardaş,  Bu tağ aradan gahsın,  Görüşah baci-kardaş. 

Arazi ayirdiler,  Kumuni savurdiler,  Ben senden ayrılmazdım,  Cebrnen ayırdiler. 

Erzurum çarşısında,  Su ahar karşısında,  Boynumi buruh koydum  El-günün karşısında. 

Bu tağlar olmasaydi,  Çiçekler solmasaydi,  Bir ayruluh, bir ölüm,  Heç biri olmasaydi. 

Tağlar, tağlar, sona tağlar,  Kar yağaydi sana, tağlar,  Tutaydım yar elinden,  Çıhaydım sana, tağlar. 

 

NENNİLER ve OHŞAMALAR 

Nenni dedim, yuhlasın,  Gül götürem kohlasın,  Dostlara arha olsun,  Düşmenleri ohlasın.     

   Nanay-nanay nastana,        Gül ekerim bostana.  ***  Kızdur-nazdur,  Bin guruş azdur,

  Bin daha götürün,  Bindürün götürün.  ***  Oğul yürekdür,  Eve direkdür,  Böyüyüp sahlayın,  Kıza gerekdür. 

 

ÇOCUG OYUNU ve SANAMALAR

  Bacadan bahdım, pitna göz,  Biri şahan, biri boz. 

Bindim bozun boynuna  Endim Helep yoluna.

  Helep yolu cin bazar,  İçinde avi gezar,  Avi beni korhutdi,  Sineklerim sorhutdi. 

Happal, huppal,  Yarıl, yırtıl,  Su iç, kurtul. 

*** 

Saracin oğli,  Seni kim dökdi ?  Dökdi, dökmedi,  El üstünde kimin eli ?          Eger yanlış olsa,  Kaldırın vurun, yalandır ! 

***  Bir-birligim,  İki-ikiligim,  Üç-üçlügüm,  Beş-beşlügüm,  Altun elek,  Demür selek,  Salla buni,  Çek şuni. 

***  Baş barmah,  Başara barmah,  Uzun haci,  Zolha baci,  Mehle piçi. 

***  Getdi gül,  Geldi bülbül.  İşter ağla,  İşter gül.  ŞAŞIRTMALAR (Yanıltmaçlar)  Tohmahliyersin, tohmahla, tohmahlamiyersin, ver toohmahliyem. 

***  Güle güleni güle-güle güldürürsün, gülmağından gül güler, güler güler.  BULMACALAR (Tapmacalar)  Kapiya çıhdım elül-melül,  Yahani getdim-kitli demür,  Bir başına, otur kömür.                                    (Cevüz). 

***  Beş öküzüm var, Dördi yatiyer,  Biri işliyer.                        (Çorap tohumayçün cağlar). 

***  Bir ağac başında bir tene demür.                             (Ustura-ülgüc). 

***  Sabağinen kahdım,  Çatal kuya tüştüm.                    (Şalvari geymah). 

 

HERSLATMALAR (Acıtmalar) 

Çiçek baci nerede?  Su doldurur derede  İnci boncug boynunda,  Bir oğlanın koynunda. 

***  Niyaz daday nerede ?  Su doldurur derede  İnci tesbeh boynunda,  Bir tene kızın koynunda. 

***  Kemil benim dayımdır,  Külahlari kayındur,  Suya geder yıhılur,  Burni taşa tıhılur. 

***  Ali ağa  Girdi bağa  Bir siçan dutdi,  O da gurbağa. 

***  Yağma, yağış,  Bitme, ggamış,  Ben anamın ilkiyem,  Tağda gezen tilkiyem

  ***  Elinde hiyar,  Soymozdan yiyar,  Her fite uyar  Güldeste hanım. 

 

GÖZEL ONA DİYERİM 

Puvar  zarhoş aharsın,  Mor menemşe koharsın,  Behtülli puvar sana,  Yar yüzüne baharsın. 

Gediyerdim yamacdan,  Leçegim düşdi başdan,  Andır kalsın bu sevdey,  Ayırdı arkadaşdan. 

Tut ağaci mardivan,  Ardına kurdum divan,  Beni yardan edeni  Ne din bulsun, ne iman. 

Ay bulutda-bulutda,  Livorum kaldi tutda,  Gelürsen, vahtında gel,  Koyma meni umutda. 

Kaladan endüm düze,  Su bağladım nergize,  Yeddi il sevde çekdim  Bir ala gözlü kıza. 

Degirmenin dendedir,  Den yüğüdür, den dedir.  Yarin hali tarimar,  Gene sevde bendedir. 

Puvara kazlar gelür,  Kanadi sızlar gelür,  Behtülli uvar, sana  Nişanlı kızlar gelür.  Puvara atlar gelür,  Çimeni otlar gelür,  Behtülli uvar, sana  Erçen yigitler gelür.  İstambulda tikme taş,  Geliyer iki kardaş,  Küçügi yarım olsa,  Böyügi kayın-kardaş.  Ay çıhar isca gedar,  Dolanur, geca gedar,  Komşida yar sevanın,  Emegi puça gedar. 

--------------  (*) Puvar: Bulag, pınar, eşme,çeşme. 

 

AŞIG YARADICILIĞI 

" ARZU-GENBER DASTANINDAN" 

İbrığın uci burğun,  Üç yigit bene vurğun,  İkisi ele-bele,  Biri gövlüme uyğun.  İbrığ susuz olurmi?  Dibi kumsuz olurmi?  Ben-benim dinim Kenber,  Yigit yarsız olurmi? 

İbrıği suya daldırdum,  Doli deyi kaldurdum.  Ben-benim dinim Kenber,  Ben bilezük çaldırdum. 

 

AŞIG ŞENLİK 

Dedim : Dilber , naz eyleme.  Dedi : Cilve satarım ben.  Dedim : Kaşın tayarlanmış.  Dedi : Özgey atarım ben.  Dedim: Ay gız, edelisin.  Dedi : Oğlan, ne delisin.  Dedim : Bülbül sedelisin.  Dedi : Bağda öterim ben.  Dedim : Kaşların karalı.  Dedi : Cismimdur parali.  Dedim : Yüregim yarali.  Dedi : Senden betarım ben.  Dedim : Aşıg Şenlik sene yardur.  Dedi : Vefalarım vardur.  Dedim : Yüzün şemsi-nurdur.  Dedi : Maha katarım ben. 

 

AŞIG GURBANİ 

Benim  Şahım, seni arz ediben gelmişem,  Yeter, gör halımdan, gözel şah benim.  Gövlümün idraki, gözümün nuri,  Egeh ol halımdan, gözel şah benim.  Yigit olan kovga diler, kan diler,  Zerraf olan yagut ile lel biler.  Genceliler tağa-taşa  saldiler,  Elimde variken toğri rah benim.  Kurbani der : Sultanımi, hanımi,  Yaş yerine ahudurum kanımi,  Şaha peşkeş götürmüşem canımi,  Yohdur ondan özge bir matah benim. 

 

 

COĞRAFİ YURD OBRAZI 

 

Halgı halg eden esas anlayışlardan biri de tarihi coğrafiya, her bir vetendaşın meneviyyatında formalaşan coğrafi yurd obrazıdır. Mühtelif halglarda eski mifik, dini tesevvürlerin, gerçek anlayışların- fiziki, sosial-igtisadi, siyasi, tarihi amillerin te'siri ile orijinal coğrafi-medeni obraz, ana yurdun mekanı konsensiyası, özünemehsus aşağı-yuharı, ön-arha, iç-dişarı, yahın-uzag, sağ-sol, geniş-dar, düz-gırımlı kimi garşı goymalar formalaşır. Bu tesevvürler milli psiholojiyada hekk olunur ve yer adlarında, etnik frazemlerde tesbitlenir. Bundan başga, coğrafi yurd obrazı daha konkret anlayışların -kend, şeher, mehelle, küçe, hetta mühtelif tikililerin, yol, migrasiya ahınları istigametinin te'sirine de me'ruz galır. 

 

Sovet Türklerinde bu obraz hususile mügeddes ve remzi, belke de en esas anlamlardan  biridir. Heç bir Türk adi danışıgda doğma yerin adlarını konkretleşdirmir - Veten deyir. Bu gövrek yasag ne geder mifik eskilere gedib çıhır ! Demek olar ki, her bir çocug nağıla çevrilmiş bu yerlerin  - Azgur, Adıgün, Ahısga, Varhan, Abastuban, Ahılkelek, Zediban , elece de onlara gardaş olan Ağbulag, Sarvan, Başkend, Garayazı obalarının doğma adlarını, nadir tebietinin gözelliyini bütün ruhunda hiss edir. 

 

Coğrafi yurdun ideal obrazı çohlu şe'r, neğmelerde de sahlanılır. Bunlardan elimizde olanlardan en gedimlerinden ve tamlarından biri Aşıg Mehemmedin eseridir. Meshet-Türk kendlerini  yümorlu medh etmiş , 1926-ncı ilde yazdığı 38 bendlik goşmasında 90'dan çoh obanın adını çeken Sefili tehellüslü Pulateli Molla Mehemmed (Matos Hoca ), deyilene göre, vahtile Hacı Zeynalabidin Tağıyevin yanında aşıglıg etmiş "Koroğlu" nun meşhur ifacılarından biri olmuşdur.

 

  Molla Mehemmed SEFİLİ  Adıgende oturur paşazadeler,  Çalgılar çalınur, türli sedeler.  Hizmetde dolanur, verür badeler,  Hahlızu aldurur, olman divana.  Sevirmiya-hoşmekan, sudların yeri,  Apiyet de yahşıdır, kalmazlar geri,  Kortubanda Reşid hoca - erenler piri,  Zeduban da ziyan verür o yana.  Karatubanda sagiler olmuşlar haci,  Pelvanni Nuri hoca - başımın taci,  Heyrat camilerine verür kerici,  Sarayi-dövletdür, sahib-zamana. 

Getdim Kehvana, çekmem talaşi,  Süngeret halvasi, etmegi-aşi,  Daima mat edem molla Keleşi,  Deliganlileri benzer huri gılmana.  Behşi bek efendi, öperim elin,  Allah bağışlasın dövletin-malın,  Kerem et, göreyim Korkulun halın,  Nezer etdim, çoh çoh bahırsan bana.  ***  Varhani yahşi gördüm, çarşi-bazari,  Sabzara ağalarına eyle nezeri,  Harcam camisinde ohunur ezeni,  Yohari nezer et -Abastubana.  Ahısga yıhılmış, olmuşdur esir,  Ne kilim kalmişdür, ne eski hasır,  Ehmediyye camisi olmuşdur yesir,  Ağliyer gözlerim, dolmuşdur kana. 

Azğur ağaları palto geyinmiş,  Ekdurmuş papaği, faytona binmiş,  Eşitdim, ramazan üç güne enmiş,  Ömer efendi goymuş ehli-peymana.  Sefili, et ibadet, kendini kurtar,  Aldanma dünyaya, günehin yeter,  Nizam-terezide daha çoh  artar,  Ya rebbim, kömek ol, sığındım sana.

  ----------  Goşmada adı çekilen Türk kendleri ve gesebeleri : Dersel, Kehvan, Zeduban, Pulateli, Gortuban, Apiyet, Adıgün,  Zanav,  Gağvi, Neminyavur, Gugunavur, Kortoh, Çihicuban, Muhi, Çela, Çeçla, Sevirma, Laşi, Zarzmali, Goders, Utgusuban, Rabat, Sire, Gorgul, Garatuban, Pelvan, Sangur, İcaret, Amheri, Gorza, Zazala, Kaharet, Çisey, Hona, Sarbastuban, Marel, Orçoşan, Badila, Papoli, Silvan, Potshov, Erdahan, Cahsu, Gomor, Böyük Smada, Küçük Smada, Entel, Bolacur, Şolaver, Unçal, Bennor, Şokay, Hero, Heveşin, Varhan, Sabzar, Harcam, Abastuban, Çermük, Sahan, Tutacuvar, Kikinet, Anı, Zir, Tsminda, Guratuban, Cüntey, Surli, Şurda, Bogal, Kılde, Çıheli, Çurçut, Parehez, Ahısga, Sakunet, Pamac, Temlal, Çorhey, Sinis, Sahtev, Persay, Mugaret, Zigile, Agara, Azgur. Borcom. 

 

TÜRKÜLER, ŞARKILAR  AĞLASA, ANAM AĞLAR 

Derde düşsem, acı çeksem,  Heste olsam, inlesem,  Ben derdime çare bulsam,  Döva nadur bilmasam.  negerat:  Ağlasa, anam ağlar,  Birisi yalan ağlar.  Sen ağlama, anacıyım,  Sesin üregimi tağlar.  Aşıg olsam, yola düşsem,  Gec-gündüz yol getsem,  Kurbet elde karip galsam,  Deva nadur bilmasam.  negerat :  SEVDİM BİR VEFASIZI  Sevdim bir vefasızı,  Açdı kelbimde sızı,  Ölüm var, ayrılıg yoh,  Ayıramazlar bizi.  negerat:  Gel, gel, kaçma, sevmişim,  Sana gönül vermişim,  Sen benim kaderimsin,  Ben rüyamda görmişim.  Yüzün görene kurban,  Saçın hörene kurban,  Sendeki gözellüği  Sene verene kurban. 

negerat :  YOL VER BAŞI DUMANLI DAĞLAR  Yüksek minaradan atdım kendimi,  Çoh aradım bulamadım fendini,  Gırmızı gülden aldım beyaz rengimi.  negerat:  Yol ver, yol ver, başi dumanli tağlar,  Elleri koynunda bir gelin ağlar.  Yüksek minaradan atdım ben bir taş,  Ne babam var, ne abam var, ne kardaş,  Yol ver şindi ben de gedim arkadaş  negerat :  YÜREKLER HOŞ OLMADİ  Naçar ağlama,  Kündür keçar, ağlama,  Biri bağlıyan kapiy,  Biri haçar, ağlama.  Bu gışlar gış olmadi,  Yürekler hoş olmadi,  Gözel Tasin kardaşdan  Ayrılmag heç olmadi.  Ağacdan at yapdiler,  Üstüne al örtdiler,  Uzag-uzag sefere,  Atlandurup getdiler. 

 

Bayram geldi güz idi,  Yürekler köz - köz idi.  Kardaşım can deyende,  Gövdesi bumbuz idi.  Sallandım girdim bağa,  Başım degdi yaprağa,  Dedim ki, murad alem,  Civan girdi toprağa.  Değirmanın savaği,  Kısa kesdim kavaği,  Yarımi eller aldi,  Kara geldi duvaği.  Alma atdım, ezildi,  Tabur yola düzüldü,  Benim bir tek kardaşım,  Esgerluğa yazıldı.  Meniya hoşum gelür,  Ağlatman, yaşum gelür,  Çıhem gedem kapiye,  Belke gardaşım gelür.  Ağ almanın dördüni  Çevür pesin ardini,  Ben anamın biriyim,  Çekemesin derdimi.  Bir kuş çıhdı deryadan,Heber aldi dünyadan,  Dedi : ölüm marimiş, Niye doğduh anadan ?  Ağlarım ağlar kimi,  Derdim var tağlar kimi,  Ben güzün hezel oldum,  Saralmış bağlar kimi.  Kapiden ağa getdi,  Sallandi bağa getdi,  Kaşından-kabağından,  Kar yağa-yağa getdi.  Kaladan atın beni,  Orduya katın beni,  Ben anamın bir teki,  Bahalı satın beni.  Kerenfili kavurdum,  Çıhardım da savurdum,  Duydum anam geliyor,  Koçi kurban devürdüm.  Elimde elemim var,  Gümüşten gelemim var,  Yahından göremedim,  Uzahdan selemim var.  Reyhan ektim, bitmesin,  Dibine su getmesin,  Eşitdim yar evlenmiş  Muradına yetmesin. 

 

ETNOGRAFİK MEDENİYYET 

Bu iller erzinde her şeyden çetin halgın etnografik özünemehsusluğunu, adetleri, meişeti, en'anevi heyat terzini sahlamag idi. Ezablı yollarda, Vetendan uzaglarda, özge halgların yurdunda eski söz ve neğmeleri üreyin derinliklerinde birteher sahlamag olardı, etnik cehetleri gorumag ise daha müşkül idi. Lakin bunsuz halg halg olmazdı ve buna göre de, belke de şüurla gavranılması mümkün olmayan dahili bir hiss bu medeniyyeti goruyub sahladı. Türklerin etnik özünemehsusluğu garşılaşdıgları halgların te'sirinden çoh şey gazansa da, heç ne itirmedi, silinmedi- Verdiğimiz nümuneler buna sübuttur. 

 

HALG REGSLERİ :

a-halay- bar növleri: tek ayag, üç ayag, dizgırma, goçali vd.  b. ferdi regsler- topali, ecerehorum, tirilge ve s. 

MUSİGİ ALETLERİ :

davul, zurna, saz, tulum (tulug növü), mey (ney), gaval ( gara ney). 

 

YEMEKLER : a.Hörekler- püşrük çorbası, gızılcuh çorbası, cincar çorbası, pirinc çorbası, tutmac çorbası, savutma, geysefe, kelecoş, sucug, manti, hanim mantisi, buğlama, etmekaşi, bazlama, bişi.  b. şiriniyyat- suböregi, şekerleme, kete, siron, luhum, getmer, gulaglı getmer, çullama getmer, gövrek.  c. çörekler- tandur etmegi, furun etmegi, yuha, cadi, yağli cadi. 

 

EV-MEİŞET AVADANLIĞI: minder, oturah minderi, yastuh, zanduh, yorgan, döşek, boyaynası, söbe, buhari, ocah, hali, kilim, cecim, palas, mendil, dolap, terek, alaça (palaz), sapli, ibrıh, aş taliki, çay taliki, lenger, hasır, çaruh, çorap, çaruhbaği, furun, sac, tandur, pahır, yemeni, foşi, gaftan, kersan, ustura, mahas, anahtar. 

 

HEYVAN, HEŞERAT ADLARI: gırat (gırmızı at), torat (boz at), alaşa, aygır, yorğa, kotik (camış balası), sintal (pişik balası), çuçul (cüce), sinek (milçek), kinkile (ağcaganad). 

 

TOYUN MERHELELERİ : 1. Saraflamah ve beğenmah, 2. Elçiluh, 3. Şerbet içmah, 4. Nişan degişmah, 5. Urba götürmah (paltar aparmah), 6. Görmeye gitmah, 7. Harç götürmah (başlıh), 8. Hına yahdi, 9. Toy, 10. Üzgördü, 11. Ayagdöndü. 

ALGIŞLAR :Kadan alem! Çorun alem! Ateşin alem! Derdin alem! Gözün yiyem! Kurban olem! Ölem sene! Ölem canan! Derdin bene gelsin! Derdi-belan bene gelsin! Ölümün alem! Ateşin bene gelsin! Hahlan ölem! Dilen ölem! 

GARGIŞLAR : Ağzın-dilin gurusun! Behtin karaya gelsin! Behtikara! Yilan vuracah! Egreb vuracah! Muradın solsun! Torpag başşan! Yanacah! Solacah! Ölecah! Yilan yavrusu! Duvağın karaya gelsin! Sesi kesilecah! Gözi kor olacah! Sağır! Solacah iki işığı! Lalmısın! Kormisin! Sağırmısın? 

SUFRA DUASI :  Başımıza nahıl,  Ahura-nahıl,  Anbara-tahıl,  Kelemguşun yuvası - ( garanguş)  Budur sufra duası. 

İHTİYARLAR SÖYLEMİŞLER  Sovet Türklerinin hoşbehtliyi ondadır ki, dövrün gezaları onların gülüşünü eride bilmemişdir. Milli facieni şehsi fecie kimi gavrayan her bir türkün derdine melhem, ruhuna teper müdrik halg gülüşü olmuşdur. Half güle-güle heç de öz deerdini unutmamışdır, heyr-gülüş milli ruhu sınmağa, ümid çırağını sönmeye goymamışdır, bedhahlara cavab dlmuşdur. Halg öz gülüşü ile, vahtile öz böyük oğlu Ömer Faig Ne'manzadenin dediklerini sanki bir daha söylemişdir: "Heyr, ezizim, heyr ! İşıg dairemiz sönmeye mail olsa da arhayın olunuz, sönmeyecekdir. Belke getdikce böyüyecek, o geder böyüyecek ki, ta babalarımızın keçmemeleri üçün çekilen Çin Seddini de keçecekdir." ( Ö.F.Ne'manzade. 1983. Eserleri. s.93).  Türklerin mifik süjetleri, efsane ve nağılları, dastan ve bayatıları, acılı söylemeleri, kederli hatireleri ile beraber, Molla Nesreddin, Gaya emi, Beh haggında çohlu mezeli revayet ve şakaları da var. Bu revayetlerden birini size tekdim edirik. 

-----------------------------------  MOLLANIN TELEBELİYİ  Keçmişde bir molla oliyer, özi de çoh agilmiş. Onun bir koçi oliyer. Molla her gün koçi kesib üç defe çorpa büşüriyer, telebeleriynen yiyer. Sonra onun kemiklerini yığıb dua ohiyer, koç diriliyer.  Bir gün molla nereyese gediyer. Telebelerine de tapşiriyer ki, koçi kesmiyasız. Siz ohiyamasız. Koç nadan olur.  Ancag mollanın telebesi Nesreddin telebelere diyer ki, koçi kesib yiyah, ben okumay biliyerim. Kemükleri yığıb ohurum, koç dirilür. Molla ne bilacah ki, biz koçi yeduh.  Koçi kesib yiyerler. Sora kemükleri yığıyerler, ancag düz yığmiyerler. Nesreddir ohuyer, koç ayağa kahiyer, ancag nadan oliyer. Molla misefirluhdan gelib göriyer ki , koç nadandır, Camaat da bahıb güliyer. Biliyer ki, bu, Nesreddinin işidür. Diyer ki, ben dememişdimi ki, koça bögün degmeyin. Seni görem bu koç kimi ellere gülüncci olasın.  Mollanın kargışı Nesreddini tutiyer. O günden Nesreddinin bütün sözleri ellere gülüncidür. 

 

--------------------------------------  YAR BENİ ÇOH İNCİTME  Bu dere holuklidur,( 1 )  Holuği baluhlidur,  Neynarım ele yari,  Ayağu çaruhlidur.  Bu derenin uzuni,  Kıramadım  buzuni  Aldum Azgur kızıni,  Çekemedim nazıni  Bağ başında kirazlar,  Neçün meyva vermazlar ?  Şimdiki zaman kızlari  Söz verip de gelmezler.  Bu dere başdan-başa,  Adlarım taştan-taşa,  Yar, beni çoh incitme,  Severim senden başka.  Kerefil oyum-oyum,  Gel, benim servi boylum,  Ne dedim ki, incidin,  Lallansın benim dilim.  Gamanın üsti yalbuz,  Nerden gelirsin , balduz,  Tez ol get, yeri yolla,  Yatamiyerim yalguz.  Me'ni demeye geldim,  Gaymag yemeye geldim,  Gaymag degül meremim,  Yari görmeye geldim.  Pencerede üzüm var,  Ana, sene sözüm var,  İki emi kızının,  Küçügünde gözüm var.  Tağlar duman oldi, gel,  halım yaman oldi, gel,  Aylaran vedeledim,  Yiller tamam oldi, gel.  Al foşiler, foşiler (2)  El degmemiş foşiler,  Yeddi yildür yar sevdim,  Yeni duyun komşiler.  Reyhan ektim, bitdimi ?  Yara heber getdimi?  Eşitdim yar evlenmiş,  Muradına yetdimi?  Pencereden bahiyer,  Almiş mendil tohiyer,  Kız, senin gözellügün  Bunda beni yahiyer.  Su gelür ahmağinen,  Dereler yahmağinen,  Yar - yardan nasıl doyar,  Uzahdan bahmağinen ?  İnce çubuh üç oğlan,  Gel bu yoldan geç, oğlan,  Babam sana kız vermez,  Gel benden vaz geç, oğlan.  İnce çubuh üç oğlan,  Gel kapımdan geç, oğlan,  Babam sana kız vermez,  Dut kolumdan kaç, oğlan.  İki puvar yan-yana,  Su içdim kana-kana,  Kız, seni doğun ana  Bana olsun kaynana. 

 

------------------------------------  1. Holuh- çayın enli derin yeri.  2. Foşi- kelağayı  EL ŞAİRLERİ  El şairlerinden Cabir Halid oğlu Halidov 1951-nci ilde Semergendde, kendli ailesinde anadan olub. Esli Ahısga Türklerindendir. 1959-uncu ilden Azerbaycanda yaşayır. 1969-1974-üncü illerde Azerbaycan Dövlet Üniversitetinin filolojiya fakültetinde tehsil almış, 1974-üncü ilden 1985-inci iledek Saatlı rayonunun Oktyabrabad kend orta mektebinde Azerbaycan Dili ve edebiyyatından ders vermiş, 1985-inci ilden ise hemin kendin medeniyyet evinde bedii rehber ve regs kollektivi II Respublika halg yaradıcılığı festivalının laureatı olmuşdur. Cabirin şe'rleri de öz semimiyyeti, helgi heyat duyumu, vetendaşlıg hissile seçilir.  BİZİM DERE  Bu derenin yazı gelsin,  Oğlu gelsin, gızı gelsin.  İlham alan yüregimin  Bin hekmatli sözü gelsin.  Bu derenin puvari çoh,  Zarhoş ahan suları çoh.  Puvar bunda, bizler onda,  Puvarların içeni yoh.  Bu derenin tağları var,  Meşeleri, bağları var,  Lezzetini gören bilür  Ne sefalı çağları var.  Bu derenin başi dersel,  Yüregimin başı tel-tel.  Ne hekmatdur-kovuşsam da,  Ayrılsam da yaşi sel-sel.  Bu derenin tağı yuca,  Hesretliler  gelip guca,  Yola vurdun cayıl vahti,  Karşilersin goca-goca.  Ey dere, pek uzun dere,  Yola vurdun güzün dere.  Bahar olsun, govuşah da,  Görah her gün yüzün dere.  HOŞ GÖRÜŞDUH  Sen, ey eziz baba yurdum,  Hoş görüşduh, hoş görüşduh.  Hesret çekdim, seni gördüm,  Hoş görüşduh, hoş görüşduh.  Sen, ey gözel arzu-güman,  Tağ köksüne düşen duman,  Uçma, ey guş uçma, aman,  Hoş görüşduh, hoş görüşduh.  Ey derede gürliyan çay,  Yay, ses-sedan ellere yay,  Gözellikden alduğum pay,  Hoş görüşduh, hoş görüşduh.  Bu torpagdan güvvet emen,  Sen, ey meşe, çayır-çimen ,  Kollarımı açmışam ben  Hoş görüşduh, hoş görüşduh.  İnsanlardur yurda nahış,  Ulu torpah, sana algış.  Bahan güneş, yağan yağış,  Hoş görüşduh, hoş görüşduh.  Mor menemşe hayaldayuh,  Bir datlice amaldayuh,  Biz ki, bele vüsaldayuh,  Hoş görüşduh, hoş görüşduh. 

 

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- 

HACIYEV, Asif. 1989. Gel, Dönelim O Yerlere Arkadaş.   Ulduz ( Azerbaycan Yazıcılar İttifagı ve Azerbaycan Ligi MK'nın                Edebi-Bedii ve İctimai-Siyasi Aylıg Jurnalı ).                Yıl:7, Sayı 267. 62-73 ss. Bakı 

Kiril elifbalı yazıdan aktaran:  Dr Emrullah Güney (Sosyal Alanlar Eğitimi Profesörü)  emrullahguney@gmail.com    0.505.562 54 68 


www.fibhaber.com