GEÇMİŞTEN DERS ÇIKAR, GELECEĞİ PLANLA!..

Türkiye’de geçtiğimiz 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Dünyanın birçok ülkesinde yaşayan Ahıska Türkleri aynen Türkiye’de yaşayanlar gibi kalpleri Türkiye için atmıştır. Üstelik bunların Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı yoktur. Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) olarak talepte bulunmamıza rağmen bırakın Türkiye dışında değişik ülkelerde yaşayanlara vatandaşlık almayı Türkiye’de oturumu olup vatandaşlık bekleyen 20 bin Ahıskalıya bile şu ana kadar vatandaşlık alabilmiş değiliz.
Bu haber 1058 kere okunmuş.20 Temmuz 2016, Çarşamba - 13:46

GEÇMİŞTEN DERS ÇIKAR, GELECEĞİ PLANLA!..

 

Türkiye’de geçtiğimiz 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Dünyanın birçok ülkesinde yaşayan Ahıska Türkleri aynen Türkiye’de yaşayanlar gibi kalpleri Türkiye için atmıştır. Üstelik bunların Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı yoktur. Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) olarak talepte bulunmamıza rağmen bırakın Türkiye dışında değişik ülkelerde yaşayanlara vatandaşlık almayı Türkiye’de oturumu olup vatandaşlık bekleyen 20 bin Ahıskalıya bile şu ana kadar vatandaşlık alabilmiş değiliz.

Aslında tamda bu konu ile alakalı olarak bir yazı kaleme almak için bilgisayarın başına geçtiğim ve daha yarım sayfa yazmamışken Türkiye’deki bu vahim darbe olayı öğrendim. Bir anda gündem tamamen değişti.

 

KAYITSIZ KALAMAZDIK

Ülkemizde cereyan eden böylesine önemli bir olaya bırakın o ülkenin vatandaşı olmak, insan olarak kayıtsız kalamazdık elbet. Çünkü olayı öğrendiğimiz daha ilk saatlerden itibaren ordu mensubu olan yakınlarımın aileleri telefonla bize ulaşarak durum hakkında bilgi istiyorlardı. Durumu ekranlardan ve sosyal medya üzerinden izliyor, Olanı biteni anlamaya çalışırken, Türkiye’deki güvenilir üst düzey kaynaklarımızı arıyor ulaşabildiklerimizden içeriden olayı öğrenmeye çalışıyorduk. İlk olarak ekranlardan gördüğümde aldığım izlenimle yanımdakilere bu darbenin başarıya ulaşma şansı yok ama ciddi bir durum söz konusu ülkemizde. Ordu mensubu yakınlarım ise apar topar kışladaki görevlerine çağrılmışlar. Onları aradığımda görevleri başında kısa ve öz konuşarak sakın bu adı geçen gruba itaat etmemeleri gerektiği konusunda telkinlerde bulunuyordum. Görevleri başında ne olduğunu anlamaya çalışan yakınlarımı rahatlatıp, başarısız bir kalkışma hareketi olduğunu tekrarlıyordum. Aynı zamanda ailelerini de telefonla bilgilendiriyor tedirginlik yaşamamalarını söylüyor korkulacak bir durum olmadığını anlatmaya çalışıyordum. Birçok kişi gibi bizde yurt dışından olayları an be an izliyor gece gözümüzü kırpmadan sabahı etmiştik.

Zaten görüşümüzü cümle alem öteden beri bilir ki bu FETÖ, Paralel Yapı gibi adlandırılan Fetullah Gülen Cemaatine 1990’lı yıllardan itibaren şiddetle karşı çıkıyor, ülkemiz için tehlikeli bir yapı olduğunu özellikle vurguluyordum tüm tartışmalarımızda.

 

ÖRGÜT AHISKALILARI DA İÇİNE ÇEKMEYİ BAŞARMIŞTI

2009 yılında DATÜB (Dünya Ahıska Türkleri Birliği) kuruluş çalışmaları içinde yer aldığımızda ve 2011 yılında özellikle Dünyanın değişik ülkelerinden gelip Türkiye’de yüksek öğrenimlerini gören Ahıskalı öğrenciler ile ilgilenmeye başladığımızda AHİMED diye bir derneğin kurulduğunu öğrenmiştim.  1990’lı yıllarda ilk gelen Ahıskalı öğrencilerin aralarında oluşturdukları örgütlenmeyi genişleterek 2003 yılında Ahıskalı Öğrenciler Birliği’ni (ASU) kurmuşlardı. Daha sonra 2010 yılında Fetullah Gülen hareketine katılan bir grup AHİMED’i (Ahıskalı Öğrenciler, Mezunlar ve Mensuplar Derneği) adını değiştirmişti. Başkanı Cemaatin Hizmet hareketinden gelen ve Ahıska ile alakası olmayan biri olurken yönetime aldıkları Ahıskalı öğrencilere yardım ettiklerinden dolayı içlerine çekmeyi başarmışlar. Bazılarını militanlaştırıp ayak işlerini yaptırırken Ahıskalı başarılı öğrencileri içlerine çekerek kendilerine asker yetiştiriyorlardı.

Bu durumu ilk gördüğümde hatta DATÜB olarak yapmış olduğumuz ilk Yönetim Kurulu Toplantısında gündeme alarak görüşmüştük. Ben şahsen bu harekete karşı olduğum görüşümü açıklarken diğerleri ise bu cemaatin Hüküm ile kualisyon içinde oldukları, ellerindeki imkanlarından dolayı bizim gençlerimizin de yararlanmasında bir sakınca görülmediği görüşünü savunmuşlardı. Doğal olarak bu ikinci görüş ağır bastı. Ya da biz örgütlenecek ve gençlerimizi onlara kaptırmayacaktık ki elimizde o ekonomik güç de yoktu zaten.

Geriye tek çaremiz kalıyordu, gençlerimizin yoğunlukta oldukları bölgelere giderek abi dedikleri kişileri bulup Ahıskalı öğrencilerin misyonlarını anlatarak Ahıska davası hakkında bilgi vermek.

Bu maçla ilk olarak Ankara’da, Bursa ve İstanbul’da abileri bularak bizim amacımızı ve Vatan davamız olduğunu anlatarak gençlerimizin cemaat amacı doğrultusunda değil de kendi amaçları doğrultusunda örgütlenmeleri için yardımcı olmaları ricasında bizzat bulunmuştum. Onlar da teşekkür ederek bu konuya özen göstereceklerini söylemişlerdi, ancak daha sonraları hepsi sözde kalmıştı.

 

ÖĞRENCİLERİ ÖRGÜTLEMEK İSTERKEN

2011 yılında İstanbul’dan başlayıp, Bursa, Konya Ankara ve İzmir illerinde öğrenciler ile yapılan toplantılarda bizzat heyete başkanlık etmiştim. Amacımız öğrencileri tanımak ve DATÜB’ün faaliyetleri hakkında öğrencileri bilgilendirmekti. En ağır eleştiriyi Konya’da almıştım. Fütursuzca eleştiri yapıp haksız ithamlarda bulunmuşlardı. Sonuç itibari ile birçoğunu ikna ettimse de içlerinden hala şahsıma ve DATÜB’e önyargılı bakanlar çıkmıştı. Benim odunum dercesine inatlarını yürüttüler. 2012 yılına girdiğimizde Ankara’da 4-5-6 Mayıs tarihlerinde Ahıskalı Öğrenciler öğrencileri toplayacaklardı. Ankara Temsilcisi DATÜB’den destek istemişti, gereken yardımlar sağlanmıştı. DATÜB’ün web sitesine AHİMED ile ortaklaşa program tertip ediliyor başlığı bunları çıldırtmıştı.

 

CEMAAT AMACI DAHA ÖN PLANDAYDI

Cemaatin amacına hizmet eden ve siyasallaştırılmış öğrenci gençlerimiz DATÜB’ü tanımayacaklarını söyleyerek ağır hakaretler ediyorlardı. DATÜB’ü savunduğum içinde oklarını üzerime çevirmişler ellerinden gelse bir kaşık suda boğacaklardı. Bizi destekleyen fazla kimse yoktu. Çoğu ya ses çıkarmıyor veya onlarda karşı olduklarını ifade ediyorlardı. Çünkü AHİMED hiçbir yere bağlı değil tarafsızdır imajı ile gençlerimizi kandırıyorlardı. Oysa Cemaate bağlı olduklarını gençlerimizden saklıyorlardı. Bende bunu deşifre ettikçe Cemaatçi Ahıskalı gençler adeta çıldırıyorlardı.

Çünkü DATÜB’e bağlansalardı, Cemaatin amacına hizmet edemeyeceklerdi. Onlar için Ahıskalıların davası değil asıl önemli olan cemaatin çıkarlarıydı. Onun içinde cemaatin imkanları ile Ahıska’ya ilk gezi için giden gençler daha ilk yazılarında “Vatan vatan deyip duriyersiz, ahan ne varki her teref dağ taş” diye yazıp vatanı küçümsüyorlardı.

 

CEMAATTEN KURTARAMADIK

Cemaate bağlı olan bu gençleri bir türlü oradan kurtaramadık. Dönemin koşulları bizim aleyhimize işliyordu. Tartışarak görüşlerimizi ifade etmekten geri durmuyor bir gün gelecek bunlarda doğruyu göreceklerine inanıyorduk. Bir dönemler kılıçlarının önü de arkası da kesen bu güruhun foyaları ortaya çıkmaya başladıkça kan kaybediyor, Ahıskalı gençler yeniden yapılanma yoluna girerken, Özellikle Amerika’da bölünen Ahıskalılar cemaatin içinde sağlamca yer almaya devam ediyorlardı. Türkiye’de çeşitli şehirlerde örgütlenen dernekler bu cemaate sempati duyuyor içlerinde yer alan bazı Ahıskalı militanlar örgütlerini kurarak genişliyorlardı. Daha sonra Bursa’da önce TASİYAD ardından da Ahıska Türkleri Federasyonu adı altında örgütleniyorlardı.  

Geçmişte bu örgütün 10 kadar öğretmeni Kazakistan’da Ahıskalıların Türk Kazak Lisesinde de görev yapıyordu. 2014 yılında Ziyatdin beyi bilgilendirdiğimizde bu 10 öğretmenin işine son vermişti. Aynı zamanda Cemaatçi yapılanma içinde iş ortaklıkları süren DATÜB Genel Başkan Yardımcısı Sadyr Eibov’un da gazına gelen DATÜB Genel Başkanı Ziyatdin Kassanov AHİMED’e üye olmuştu. Bundan çıkmanın yolunu bana soruyordu. 15 Kasım 2013 tarihinde İstanbul’da birçok TV kanalına canlı yayına Genel Başkan Ziyattin bey ile birlikte katılmıştık. En son Beyaz TV canlı yayınından çıktık direksiyonda bizi bekleyen Abbas Hamza AHİMED’in programı olduğunu bizim de davetli olduğumuzu söyleyerek oraya gideceğimizi söylemişti. Ben itiraz ederek katılmayacağımı beni otele bırakmalarını rica ettim. Abbas Hamza yanlış yaptığımı söyleyerek başkan ile birlikte katılmam gerektiğini ifade etmişti. Bende yaşananları anlatınca Ziyatdin abi haklı olduğumu söyleyerek beni otelime bırakıp onlar Cemaatçi AHİMED’in programına giderek katıldılar.

Daha sonra Ziyatdin abi ile konuşmalarımızda bu cemaat hakkında kendisini bilgilendirmemi istemişti. Madem devletimiz ile ters düşüyorlar bunlarla bizim işimiz olamaz diyerek ilişkilerini kestiklerini biliyorum.

Hatta DATÜB’ün II. Olağan Kongresi öncesinde tüzüğü değiştirmek için bir taslak ile gelmişlerdi ellerinde Sadyr Eibov ve İsmail Molidze. Aldım elime baktım her ikisinin de bu düzeyde Türkçesi yoktu. Sonra Sadır Eibov’un iş ortağı Mesut Acar geldiğinde kendileri tarafından hazırlandığını söylemişlerdi. Ben el vurmadım. O taslaktan da yapılacak o tüzükten de hayır gelmezdi bu DATÜB’e diye düşünmüştüm.

Mesut Acar Türkiye’den DATÜB delegesi idi. Kongre günü İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın akşam yemeğine katılacaktı. Öğleye doğru danışmanlarından birisi DATÜB’ü arayıp malum medyayı ve paralel yapıdan kimseyi orada görmek istemediklerini söyledi. Bizimkiler haberi alınca tutuştu. Malum medya denilen Samanyolu grubu zaten yoktu. Davet etmemiştik. Ancak DATÜB içinde bunların uzantıları vardı. Kimisi iş icabı, kimisi sempati duyduğu için. Bazıları da çıkarları için en son grup da gerçekten inandığı için içlerindeydi.

Türkiye delegelerini oluşturan grup hemen geçip bir odada toplantı yaptılar. Mesut Acar adı çıkartılarak yeniden liste oluşturuldu. Yanılmıyorsam 10 kişilik bir delege listesi Genel kurulda kabul edildi.

Şu anda DATÜB Yönetim Kurulunda bulunan Sadyr Eibov ve İsmail Molidze’nin bu FETÖ denilen cemaat örgütüne bakış açılarını bilmiyorum. Bu konuda irtibatımız yok bu iki Yönetim Kurulu üyemiz ile Ancak diğerlerinin tümü Devletimizin yanında yer alarak örgütten uzaklaştıkları konusunda kesin bilgiye sahibim.

İsmail Molidze ile Vatana dönüş konusundaki çalışmalarda yeterli bulmadığım hatta farklı amaçlara hizmet ettiği için ters düştük artık irtibatım yoktur. Diğer Sadyr Eibov ile ise çok iyi anlaşıp DATÜB’ün ilk dönemlerinde önemli çalışmalara imza atmıştık. Taki bu cemaat mensubu kişiler ile iş yapıp ve onları savunmaya geçene kadar. Bir gün Ankara’da DATÜB merkezinde o kadar sert tartıştık ki yaka yakaya gelmiştik. Konu Cemaat ve özellikle de AHİMED idi.  O günden sonra da Sadyr Eibov ile çalışmalardan uzaklaştık. 

Bu konuları yakın bir zamanda kaleme alarak yazacağım kitapta detaylarını okuyacaksınız. Neden 72 yıldır vatanı kazanamadığımızın ipuçlarını da göreceksiniz.

 

BURHAN ÖZKOŞAR

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

Yorumlar

E-posta aboneliği

En Son Haberler
AnketTümü
Sitemizin Yayınlarını Nasıl Buluyorsunuz
 
haber yazılımı: buki