Ahıskalıların Kaderi Mi Bunları Yaşamak?

Burhan Özkoşar – Gazeteci / Dünya Ahıska Türkleri Birliği Avrupa Temsilcisi, :Ahıskalıların Kaderi Mi Bunları Yaşamak?
Bu haber 986 kere okunmuş.21 Ocak 2016, Perşembe - 13:57

 

 
Burhan Özkoşar

Burhan Özkoşar – Gazeteci / Dünya Ahıska Türkleri Birliği Avrupa Temsilcisi

1826 yılında Rusların Kafkaslara inmesinden sonra, 1829 Edirne antlaşmasına göre Osmanlı askerini bölgeden geri çekince, asırlardır yaşadığımız topraklarımız Ruslar tarafından işgal edildi. Böylece bölge insanının kara günleri de başlamış oldu. Ancak Ahıskalılar teslim olmayıp uzun bir süre Rus zulmüne direnmişse de Halk arasında 93 harbi diye adlandırılan 1877 yılında iyice zayıflatılmış ve en son 1944 yılında da yurtlarından sökülerek Orta Asya steplerine atılmışlardır.

Sovyetler Birliği döneminde sırf Müslüman ve Türk oldukları için yurtlarından sürülen ve baskılara rağmen milliyetlerini Türk yazdırarak saklamayı başaran bir toplumdur Ahıska Türkleri. Bugün yaşadığımız 10 ayrı ülkede Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı olmamasına rağmen evlerinde şerefle Türk bayrağını taşıyan bir millettir aynı zamanda.

Hal böyleyken bırakın diğer 9 ülkede yaşayan Türklere T.C. vatandaşlığı verilmesini, Türkiye’ye gelmiş, yıllardır Türkiye’de yaşamalarına rağmen halen 19 bin kadar Ahıskalıya maalesef vatandaşlık verilmemiştir. Ülkemizin bakanları, Başbakanı ve Cumhurbaşkanı bu durumu bilmesine, hatta açıktan söylemesine rağmen sorunumuz maalesef çözülmemiştir.

 

NEREDE BİR ÇATIŞMA VARSA, ARADA EZİLEN AHISKALILAR OLUYOR.

1989 Fergana faciasından sonra Rusya Federasyonuna dağıtılan Ahıskalılar Rostov ve Krasnodar’da uzun süre vatandaşlık verilmedi. Amerika’ya götürüldüler. Bazı kaza hayırlı olur, derlerya, işte bu hayırlı olmuştu Ahıskalılar için…

2010 yazında Kırgız ve Özbekler arasında çıkan çatışmalarda arada kalarak ezilen Ahıska Türkleri oldu. Bölgeden T.C Vatandaşları uçaklar ile tahliye edilirken Ahıskalılar Temmuzun sıcağında bir TIR parkına dolduruldu ancak bu şekilde can güvenliği sağlanabildi. Evleri yakılıp yıkıldı. Türkiye çok sonra bu insanlarımıza sahip çıkabildi. Yine de teşekkürler Türkiye devletimize…

2014 yılında Ukrayna’nın doğusunda Rus ayrılıkçılar ile Ukrayna Güvenlik Güçleri arasında başlayan çatışmaların ortasında kalan yine Ahıska Türkleri oldu. Çalmadık kapı bırakmadık, onca yalvarmalarımız sonucunda tam 20 ay sonra Türkiye sahip çıktı bu insanlarımıza. Teşekkürler Türkiye devletimize…

Ahıskalıların Kaderi mi Bunları Yaşamak

UKRAYNA SÜRECİ

2014’ün Nisan ayı ortasıydı, Strasbourg’ta Avrupa Konseyi toplantılarındaydık. Türk parlamenterler ile bir konuyu müzakere ediyorduk. Yanımızda YTB’den bir de uzman vardı. Telefonum çaldı, arayan DATÜB Ukrayna Temsilcimiz ve Vatan Cemiyeti Başkanı Marat Rasulov’du. “Abi Ukrayna’da durum çok karıştı. Kırım’dan sonra ülkenin doğu kesiminde Savaşın başlayacağı söyleniyor. Bizim orada 463 ailemiz var. Acil bir çözüm bulunması lazım. Avrupa Konseyi ve Türkiye’den yardım istemeliyiz” dedi. Marat Rasulov’u dinledikten sonra telefonu kapattım ve bizim parlamenterlere durumu izah ettim. Ayrıca Avrupa Konseyi’nde tüm görüşmelerimizde konuyu ilk sıraya çekerek gündeme getirdik. O sıra zaten Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Rusya’ya karşı önemli yaptırım kararları almak için özel oturumlar yapıyordu.

Bu tarihten sonra Ukrayna biz DATÜB yetkililerinin de gündeminden hiç düşmedi. Gerçekten de çatışmaların başlamasıyla sesimizi gür bir şekilde çıkartıp derdimizi yetkililere anlatmak için çalmadığımız kapı bırakmadık. Dışişleri Kafkasya dairesi ile Kiev Büyükelçiliği yetkilileri de alarmdaydı. Çatışmalar sürerken bölgeye gitme imkanımız hiç olmadı. Ancak uzaklardan da olsa telefonla hatta skype’den canlı görüntüler ile Slavyansk ve köylerindeki Ahıskalılar ile toplantılar yapıp durumlarını yakinen takip ediyor, onlara yapmaları gerekenleri iletiyorduk.

Televizyonlarda haberlere canlı yayınlara çıkartarak Türkiye’nin sahip çıkmasını adeta yalvarıyorduk. Aradan 10 ay geçmişti, çatışmalar durmuş ancak insanlar diken üstünde yaşıyorlardı. İmkanı olanlar canlarını kurtarmak için evlerini terk ederek, Rusya’da Rastov, Krosnadar, Azerbaycan ve Türkiye’deki akrabalarının yanına sığınıyorlardı.

 

ÇAVUŞOĞLU DEVREDE

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Ahıska Türklerine en yakın ve sorunları en iyi bilen bir siyasetçidir. Bu konuyu direkt Recep Tayyip Erdoğan ile halletmek gerektiğini her zaman kendisi de söylüyordu. Bizde kendisinden talepte bulunuyorduk. 20 Mart 2015 tarihinde Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın Kiev gezisinde DATÜB heyetini Cumhurbaşkanı ile görüştürdü. Durumu tüm açıklığı ile izah etme imkanımız oldu. Slavyansk ve Donetsk bölgelerinde bulunan 677 ailenin acilen Türkiye’ye alınması gerekiyordu. Cumhurbaşkanı orada yetkililere direktiflerini verdi. Gereken yapılsın ve bu insanlar buradan kurtarılsın.

 

ÜÇ ÖNEMLİ TALEP

Bizim DATÜB olarak Türkiye’den çok acilen yerine getirilmesi gereken üç önemli ana talebimiz vardı;

  • Vatan Ahıska’ya dönecekler için yardım edilmesi.
  • Ukrayna’da çatışmaların ortasında bulunan Ahıskalıları öncelikle Ahıska’ya yani vatana götürülmesi için Gürcistan devleti ile işbirliği içinde konunun halledilmesi. Olmuyorsa da zaman kaybetmeden bir an önce Türkiye’ye alınması.
  • Türkiye’de bulunan 17 bin Ahıskalıya bir an önce vatandaşlık verilmesi.

Bunlar sürekli devletin yetkilileri ile görüşmelerde öne çıkardığımız ana konulardı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve en son Cumhurbaşkanı da artık bu acil konuları öğrenmiş oldular. Ayrıca İçişleri bakanı Efkan Ala’da İstanbul’da katıldığı DATÜB II. Olağan Kurultayında “Ahıskalıların talepleri masamda duruyor en kısa sürede çözülecektir” sözünü vermişti. Hükümet içinde güçlü bir isimdi ona çok güvenmiştik.

Taleplerimizin yerine getirilmesi siyasiler harekete geçmişti. Mevlüt Çavuşoğlu’nun hazırladığı kanun tasarısı sadece Ukrayna’da çatışmaların ortasında bulunan 677 ailenin Türkiye’ye alınması ile ilgiliydi. 17 Nisan 2015 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı, 17 Mayıs 2015 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Siyasiler bu konuda kararını vermiş artık iş bürokrasideydi.

 

BÜROKRASİDE NELER OLUYOR?

Üç acil talebimizden sadece biri kanunlaşarak uygulaması için bürokrasiye havale edilmişti. Başbakan Müsteşar yardımcısı başkanlığında hemen oluşturulan bir komisyonda konu görüşülerek çalışmalara başlanmış oldu. Bu süreci Ankara’da DATÜB Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İlyas Doğan kendisinin de üst düzey bir bürokrat olması vesilesi ile yürütmesi gerekirken DATÜB adına İstanbul Merkezden gelerek Başkent Ankara’da çalışmalarını Genel Sekreter olarak atanan Fuat Uçar yönetmiştir. Fuat Uçar gerçekten yürekten çalışan ve uğraşan birisidir. Ancak bu konuda çok acemidir. Bürokrasinin dilinden anlayan ve bu konu ile bire bir uğraşması gereken Prof. Dr. İlyas Doğan ile birlikte çalışmaları gerektiğini defalarca ifade ettim. Maalesef bu mümkün olmadı.

 

KOMİSYONDAN ÇIKAN İLK KARAR

Kanun çıkmış 677 aile Türkiye’ye getirilecekti. Buna ilk sevinen biz olduk elbet. Çünkü Türkiye’ye gelecek Ahıskalılar vatan Ahıska’ya yakın yerlere yani geçmişte yukarı Ahıska diye de adlandırılan Ahıskalıların bulunduğu Posof’tan başlanarak, Hanak, Ardahan ve Kars olarak yerleştirilmeleri gerektiğini defalarca dile getirdik. Bu konuda yazılı müracaatlarımız dahi oldu. Bölge milletvekillerini harekete geçirdik. Başta Posof Belediye Başkanı olmak üzere Ardahan Belediye Başkanı ve yerel yöneticiler bu konuda çok istekli olduklarını her fırsatta dile getirdiler. Bunun için olağanüstü bir çaba içine dahi girdiler.

Ancak Başbakanlıktaki Komisyondan görüşmeler sonucunda 300 aileyi Kars’taki hazır bulunan TOKİ konutlarına yerleştirme kararı alındı. Posof ve Ardahan’da hazır konut yoktu. Konutların inşası zaman alacaktı. Dolayısıyla sırf insanlarımız başlarına düşen havan toplarından kurtulmaları için bir an önce Türkiye’ye getirilmeleri isabetli karar olmuştu. Kars’a razı olduk. Ardından Erzincan çıktı. Hazır denilen evlerin tamamlanması tam 7 ayı buldu. Kars 33 aileye düştü şimdi de iptal edilmiş ve 72 aileyi Bitlis’in Ahlat ilçesi yerleştirme kararı alınmış.

Halbuki bu süre içerisinde Posof’ta boş duran, çürümeye terk edilmiş devletin binaları var. Onların tadilatı ile en az 350 aileyi buralara yerleştirmek mümkündü.

 

AHISKALILAR İÇİN POSOF VE ARDAHAN’IN ÖNEMİ

Ukrayna’dan gelecek olan ailelerin 300 kadarını vatan Ahıska’nın hemen sınırında olan Ardahan ili ve Posof ilçesine yerleştirilmesi çok önemliydi. Çünkü özellikle Azerbaycan’dan vatana dönüş için müracaat edenlerin göçünün başlamasına katkı sağlayacaktı. Sınırın bu tarafına yerleştirilen Ukrayna’daki Ahıskalılar Azerbaycan’dan gelecek Ahısklılar için de bir garanti olacaktı. Bu aynı zamanda DATÜB’ün kuruluş amacına da hizmet edecekti. Çünkü DATÜB’ün kuruluş amacı Vatana dönüş mücadelesini sürdürmekti.

Ahıskalılar ile Posoflular aynı soy ve kökenden gelen akraba oldukları için yerleştiklerinde bölgede kalıcı olacaklardır. Posof coğrafi olarak da Ahıska’ya çok yakın ve aynı iklim koşullarını taşımaktadır. Ahıska Türkleri genellikle Tarım ve hayvancılık ile geçimini sağladıklarından gittikleri her ülkede bu konuda mesleki gelişimini tamamlamışlardır. Bu bağlamda hem Ahıska’ya hem de sınırın bu tarafında Posof’a büyük yenilikler getireceklerdir. Gürcistan ve Türkiye’nin bu bölgelerinin kalkınmasında önemli rol oynayacaklardır. 1995 yılında açılan Türkgözü Sınır kapısından sınır ticareti yok denecek kadar azdır. Sınırın iki tarafına yerleştirilecek Ahıska Türklerinin tarihte olduğu gibi toplumlararası kültürel ve ticari işbirliği içerisinde bölgenin kalkınmasında önemli rol oynayacaktır. Kısacası Batum – Hopa – Artvin örneğinde olduğu gibi Ahıska Türklerinin bölgeye yerleştirilmesi ile Ahıska – Posof – Ardahan’ında ticari ve kültürel işbirliği içerisinde bölgenin kalkınması da sağlanacaktır. Böylece bölgede yaşayan Gürcüler, Ermeniler de yararlanacağı için haklar arasında ticari, kültürel ilişkiler neticesinde dostluklar da gelişmiş olacaktır.

 

BİZ BU FİLMİ DAHA ÖNCE GÖRMÜŞTÜK

Şubat 2012’de Gürcistan Başbakanı Bidzina İvanişvili Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyarette iki ülke arasında stratejik üst düzey konularda anlaşmalar yapıldı. 9 önemli maddeye imza atıldı bunlardan biride Ahıska Türklerinin vatana dönmesi konusuydu.

Tam bu esnada gizli eller devreye girmiş dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile DATÜB (Dünya Ahıska Türkleri Birliği) Genel Başkanı Ziyatdin Kassanov’u İstanbul’da bir yemekte buluşturmuşlardı. Konu 100 bin Ahıska Türkünü Bursa’dan sonra milletvekili seçildiği bölgesi olan Urfa’nın Ceylanpınar ilçesine yerleştirmekti. Ziyatdin bey ilk etapta bakanın böyle bir önerisini sevinçle karşılamıştı. Fakat konuyu yönetime götürmesi gerektiğini vurgulamıştı. Bizlere haber verildiğinde buna şiddetle karşı çıkmıştık. Ziyatdin beye bakana şayet Ahıska Türklerine bir iyilik yapacak ise masasında olan emeklilik ile ilgili kararını vermesini, bir de Ahıskalıları Posof’tan başlayarak Ardahan, Kars gibi vatana yakın yerlere yerleştirilmelerini söylemesi rica etmiştim.

Buna rağmen 16 Şubat 2012 tarihinde saat 18.00’de başbakanlıkta iki ülkenin başbakanları açıklama yaparken DATÜB’de birkaç yüz metre ötede toplantı halindeydi. Maalesef başbakanlıkta olup bitenden kimsenin haberi yoktu. Yine oturmuş içimizde kısır tartışmalar yapılıyordu. Toplantı sonucunda bir ekip oluştu, gidip Ceylanpınar incelendi. Zaten bu girişimden herhangi bir sonuç da çıkmadı.

Birkaç ay sonra bölgede çıkan Suriye çatışmalarından Ceylanpınar’a bombalar düşünce bizim neden karşı olduğumuz daha iyi anlaşılmış oldu.

Biz milletimizi bir ateşten çıkarıp diğer bir ateşin içine atmadık. Bu tür tehlikeli girişimlerin içinde DATÜB olarak yer almadık. Şimdi de Bitlis. Şiddetle karşıyım… Bizim davamıza hizmet etmek isteyenler Ahıskalıları Bitlis’ten önce Vatan Ahıska’ya, olmuyorsa, Posof, Ardahan, Kars gibi şehirlere ondan sonra Bitlis gelir elbet. Sesimizi çıkarmayız…

Kaynak: Alem Haber

Yorumlar

E-posta aboneliği

En Son Haberler
AnketTümü
Sitemizin Yayınlarını Nasıl Buluyorsunuz
 
haber yazılımı: buki