Ahıska Türklerinin Sürgün Çilesi

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd.Doç.Dr. SEVİL PİRİYEVA'nın Fikir Coğrafyası Dergisinde yayınlanan makalesi
Bu haber 1491 kere okunmuş.17 Aralık 2016, Cumartesi - 16:10

   Ahıska Türklerinin Sürgün Çilesi  Yrd.Doç.Dr. SEVİL PİRİYEVA

 

15 Kasım 1944 tarihinde Ahıska’da kent ve kasabaları 2 saatte boşaltarak, büyük bir Türk halkını, -50 derecede hayvan vagonlarında vatanından Orta Asya, Kazakistan’a İ.Stalin’in emri ile sürgün ettiler. Yolda soğuktan açlıktan, askerlerin vahşi davranışlarından sürgüne gönderilen çocuk ve yaşlı ağırlıklı olan Türkler görülmemiş azaplar çektiler. Yolda donup ölenlerin cesetlerini toprağa gömmeden karlar üzerine bıraktılar, bazılarının cesetleri günlerce vagonda insanlarla birlikte yol gitti. Tren mola verdiğinde yol kenarına bırakıldı. Bu cesetlerin defin olunup-olunmadığından son derece dindar olan Ahıskalılar habersizdi.

 

Orta Asya ve Kazakistan steplerine sürgün olunan halkın ilk yılda toplu ölümleri ortaya çıktı. Ahıskalıların 1944 yılında vatandan sürgünü, çar Rusya’sı tarafından esası belirlenmiş ve Sovyet-Bolşevik birliği tarafından değişmeden devam ettirilen milli sömürge siyasetinin bariz örneği idi. Bu siyaset güney Kafkasya’da Rus imparatorluğunun güneyindeki Müslüman devletleri İran ve Türkiye ile sınır hatları boyunca tüm arazilere Hıristiyan ahalisini yerleştirmek planlarının uygulanmasına yönelikti. Zaten Türklerden temizlenen Ahıska topraklarına derhal Ermeniler yerleştirilirdi.

 

1944 yılında Ahıskalı Türkleri Gürcistan’dan toplu şekilde Orta Asya ve Kazakistan steplerine sürgün olunurken onların üzerine haksız ve adaletsiz olarak «itibarsız halk» damgası vurulması tesadüf değildir. Halbuki Ahıskalı Türkler diğer sürgün olunmuş halklarla birlikte Almanya’nın SSCB savaşını genel halk faciası gibi kabul etmiştirler. Onlar herkes gibi ayağa kalkarak ülkeyi savunmaya hazır olduklarını bildirmişlerdi. Elde edilen bilgilere göre cepheye 40 binden fazla Ahıskalı Türk gönderilmiş.

 

Göründüğü gibi rejim yeri geldiğinde «itibarsız» halklardan amaçlı olarak istifade etmeyi de unutmuyordu. Ahıskalı Türklerin tarihi arazilerinden sürgün edilmesi problemi genellikle o devirde İttifak yöneticilerinin Müslüman menşeli azınlık halkların sürülmesi siyasetinde dikkate alınmalıdır. Bu siyaset ilk sırada sınır boyu arazilerde yaşayan halklara uygulanıyordu. İkinci Dünya savaşının başlayacağını fark eden Stalin’li SSCB yönetimi, ilk önce, sınırları «itibarsız» halklardan temizlemeyi daha önemli «devletçilik» diye hesaplıyordu. Ahıskalı Türklerini «casuslukla» cezalandırmak ise kendi içinde gülünç bir mesele idi. Gürcistan’ın güney arazilerinde yerleşmiş Ahıskalıların ve Kafkasya’nın diğer halklarının gelecekte Türklere satılabileceği ihtimali devlet yönetimince şekillendirilmişti. Güney Kafkasya’da sürgün siyasetine maruz kalan, ilk olarak 40’lı yıllarda Almanlar olmuştu. Almanlar, tabii ki, savaşçı bir halk olduklarından onlara karşı bazı tedbirler alındı. Bununla Güney Kafkas’ta savaş devrinin ilk sürgünü başladı. Fakat azınlık halkların sürgünü bununla bitmedi. Savaş başladığı takdirde Türkiye’nin SSCB’ne karşı Almanya ile birlikte hücum edeceğinden tedirgin olan Sovyetler İttifakı, Gürcistan Cumhuriyetinin arazisinde ciddi şekilde temizleme işini uygulamağa başladı. Stalin’in doğrudan ele aldığı göç ettirme, sürgün siyaseti ile ilgili tedbirlerine L. Bеriya öncülük ediyordu.

 

 

1943 yılında Almanya’nın Kafkasya’ya müdâhil olması tehlikesi sürgün sürecini daha da güçlendirdi. O devrin kaynakları Gürcistan’ın sınır şehirlerindeki sürgün siyasetinin demografik vaziyete etkisini izlemeğe imkan veriyor. Mesela, ahalinin 1926 tarihindeki kayıtlara göre, tarihi Ahıska kazasında demografik vaziyet şöyle idi: Ahırkelek kazasında ahalinin tamamı 78 847 nüfus idi. Bunlardan 7 565 kişi Gürcü, 57 791 kişi Ermeni, 6 940 kişi Türk, 930 kişi Gürcü (müslüman), 2 492 kişi Rus, 2 679 kişi ise Ukraynalı idi. Bundan başka burada Farslar, Tatarlar, Osеtinler, Polyaklar, Almanlar, Yahudiler, Acarlar, Lazlar, Migrеller ve Gürcü yahudileri yaşıyorlardı.

 

Ahıskada ise demografik vaziyet daha renkli idi: burada 96 973 kişiden 29 170 kişi Türk, 24 353 Gürcü, 15 565 kişi Ermeni, 167 kişi Rus, 3094 kişi Kürt ve 1015 kişi Ukrayna, 216 kişi Yunan, 589 kişi Tatar, 103 kişi Yahudi, 831 kişi Gürcü yahudisi ve 115 kişi ise Polyak idi.

 

Almanya devletinin başındaki faşist gеnеraller, Gürcistan’ı ele gеçirir geçirmez burada milli devletin kurulmasına destek vereceklerini açıkladılar. Hatta akgvardiyacı (beyazordu) gеnеral Spiridon Çavçavadzе 1942 yılının sonbaharında Sivastopol’a gelmişti. Gürcistan’ın işgal olunmasını sabırsızlıkla bekliyordu (8, s.181-182). Dеmek, «yeni hükümet” kurulana kadar o arazileri Türklerden, genellikle Müslümanlardan temizlemek lazım idi. Resmi daireler Ahıskalı Türkleri Türkiye’nin «casusu», «hain» olarak adlandırıyordu. Hatta L. Bеriya, cumhuriyetlerin Halk İç İşleri Komiserliğinin, “acilen tüm Kafkasya’da ahalinin milli mensubiyetine göre göç ettirilenler hakkında rapor hazırlayıp merkeze göndermeleri, Gürcü halkının hiçbir Türkü saklamamasına dikkat edilmesi ve direk Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan Cumhuriyetlerine sürgün edilmeleri” emrini vermişti.

 

Hadiselerden cesaretle istifade еden Bеriya, 1944 yılı 24 Temmuz tarihli mektubu ile Stalin’e müracaat etmişti. Mektupta vaziyeti açıkladıktan sonra Bеriya SSCB sınırının Gürcistan sahasındaki kısmında vaziyeti, şartları iyileştirmek maksadıyla şahsi düşüncelerini Stalin’e bildirmişti. Onun fikrince, Halk İç İşleri Komiserliğinin (HİİK) hesabına göre; Ahıska, Adıgün, Aspinza (Espince), Bogdanovka (Hocabey), Ahırkelek ilçelerinden, hatta Acaristan MSSR (Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti)’nin bazı yerleşim merkezlerinden 16.700 ziraatçıdan ibaret olan Türk, Kürt, Hemşin ailelerini göç ettirmek gerekiyordu. L. Bеriya yukarda sözünü ettiğimiz mektubunun ekinde Devlet Müdafaa Komitesinin kararını da sunmuştu. Beriya, Stalin’e şöyle yazıyordu: «Sizin izninizi bekliyorum. Operasyon kararı, Gürcistan’ın Merkezi Komite (MK) ve Halk Komiserleri Şurasında alınmıştır.

 

1944 yılının 31 Temmuz’unda, SSCB Devlet Savunma Komitesi Gürcistan SSC’den Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan arazilerine Ahıskalı Türklerin sürgün edilmesi konusunda karar kabul ediyordu. SSCB HİİK (Halk İç İşleri Komiserliği) özellikle göç ettirme belgelerinden anlaşılan o ki, 45.516 Ahıskalı Türkler ile aynı zamanda diğer milletlerin göç ettirilmesi gerekiyordu. Fakat birinci sırada Türk halkları göç ettirilmeliydi. Genellikle, sınır boyu arazilerinden, «savunma maksadıyla» 76021 kişinin göç ettirilmesi planlaştırılmıştı. Bunun için SSCB Ulaşım Bakanı L. Kaganoviç 57 vagon ayırmıştı .

 

 

Kaynak : Yrd.Doç.Dr. SEVİL PİRİYEVA

Ana Sayfa

Yorumlar

En Son Haberler
AnketTümü
Türkiye ile Rusya'nın İlişkilerini Destekliyormusunuz?
 
haber yazılımı: buki